16 Aralık 2016

Zamansız yazılar (1)



Ve en güzel damlaları yağmurun, yeryüzünün en güzel penceresine düşüyordu. Öyle dalıp giderken süzülüşlerine, yamulan çay fincanından biraz çay çıplak ayak bileklerine damladı. Elbette yerinden kalkmaya değmezdi. Çayı şekersiz içemezdi ama olsun, hiç sırası değildi. Yoksa yağmurlu günlerde kırmızı zemine beyaz puantiyeli şemsiyesiyle, yaz kış şıklığından ödün vermeden giydiği stilettolarıyla herkesi kendine hayran bırakan ve neredeyse çıkmak üzere olan kumral kızı kaçıracaktı. Görmese de olurdu belki ama onun bu deve tüyü montuyla yaz kış heyecanla hayata karışmasını kaçırmayı istemezdi. Şüphesiz onun gibi kaç kişi vardı pencereden bu çıkışı bekleyen. Çünkü mutsuz ve kendine bile yabancılaşmaya başlamış bir şehirde bu kadar mutlu çıkışlar neredeyse imkansızdı. Arabası yoktu sanırım, yoksa koşarak metro istasyonuna gitmezdi sabahın en erken vaktinde. Hep yalnız çıkardı binanın kapısından evli mi, hayatında biri var mı o da meçhuldü. Zaman zaman pencerenin önünde silüeti görünürdü elinde kitabı ve kahvesi ile. Kim bilir belki kahve sevmiyordu çaydı hep elindeki. Ama çay seven insanlar başka olur öyle olsa muhakkak anlaşılırdı. Sanki kahve yalnızlığı vardı yaşantısında. Ama kahve kokusunu içine çektiğinde ki mutlulukta görünmüyor değildi. Bazen kalın çerçeveli havalı gözlüklerini eline alır, gözünden indirip uzaklara dalar giderdi. Biraz daha yakın olsa evleri içinden geçenler okunacak gibi gelirdi hep o zamanlarda. 
Read More

23 Haziran 2016

Zencefil filizlendirme

Taze zencefil eskiden hiç hoşlanmadığım ama Uzak Doğu'nun ardından büyük bir aşkla tükettiğim yegane tat oldu. Yemeklere taze olarak eklemek dışında en sevdiğim hali tabii ki çay şeklinde hazırlanması. Doğru hazırlandığı takdirde oldukça başarılı vazgeçilmez tatlar çıkabiliyor ortaya. Ama bu tatlardan öncesinde evde taze zencefil yetiştirme hakkında bilgi vermek istedim. İnstagramdan paylaştıktan sonra da epey soran oldu. Şuan mevsimi olmadığını düşünmeme rağmen marketlerde rastladığım tüm zencefil gövdeleri sanki filizlenirmiş hissi veriyor.

Aslında zencefil gövdesini patates gövdesi gibi düşünebiliriz. Filizlenme mantığını da anlamak bakımından daha kolaylaştırıyor işimizi. Ben zencefilin hafif filizlenirmiş havasındaki kısımlarını değil de komple gövdesini toprağa gömdüm ve her gün aynı miktarda suladım. Güneş gören yerde büyük bir saksı içerisinde olmasının önemli olduğunu düşünüyorum. Kısa bir zamanda filizin ucunu gördüm. ardından diğeri bir öteki derken 3 tane oldular ve 10 gün gibi kısa bir sürede 30cm i buldular. Başka filiz çıkmadı gövdeler kuvvetleniyor derken. Bir hafta önce bir filiz daha çıkardı. Henüz kendisi çok büyük değil ama hızlı bir şekilde büyümeye devam ediyor.

Sanırım kısa bir zamanda diğerlerine yetişecek boyu. Nisan ayından bu yana sağlıklı bir şekilde büyüyorlar. Havaların sıcak olması sebebiyle eskiden biraz daha fazla su vermeye devam ediyorum. Bununla beraber direk güneş alan bir mekanda yaprakları yanabilir korkusuyla yarı gölge yarı güneş bir mekana aldım saksıyı. Bunlar sadece benim deneyimlerim. Bir çok şeyi filizlendirme deneyimim olmuş olsa da zencefili ilk kez filizlendirdim. bu yüzden sonuçları için kimseye garanti veremem. Hasadı yaptıktan sonra tabii ki onu da paylaşıyor olacağım :)

Bunlarda fotoğrafları :) 












 
Read More

03 Haziran 2016

KİTAP ; Fantastik sevenlere bir öneri Ejderha Mızrağı Serisi

 
 
Albert Camus'un Yabancı'sından sonra başladığım Ejderha Mızrağı Serisi'nin ilk kitabı Güz Alacakaranlığının Ejderhaları fantastik severler için keyifli ve uzun bir yol. Yaz ayları başladığından bu yana kitap okuma saatleri azalmış olsa da her fırsatta elden düşmediği kesin. Hikaye çok detaylıca ve derin betimlemelerle devam ettiği için kafanız meşgulken okumamanızı tavsiye ederim :) Zira her satırda geri dönmek zorunda kalabiliyorsunuz ki bu tecrübe edilmiştir.
 
Bu seriye başlayanlar için artık geri dönüş çok geçtir :) Çünkü hem kitap sayısının çokluğu hem de piyasada çok kaliteli fantastik eserlerin az oluşu bu serinin kıymetini size bildirecektir. Henüz ilk kitap olan Güz Alacakaranlığının Ejderhaları'nı bitirmemiş olduğumdan detaylardan bahsetmeyeceğim. Yine de Fantastik sevdalılarına çok beklemeden öneri olsun istedim. İlerleyen günlerde daha detaylı bilgiler aktaracağım size.
Bol kitaplı günler.
 
Read More

02 Haziran 2016

Türkiye'nin Asya'sından; Merhaba

Burası uzun aralarla dolu biliyorum :) Çünkü hayat telaşesi günden güne artıyor, koşturmacalar çoğalıyor. Oysa ki en çok keyif veren şeylere daha çok vakit ayıramamaktan yakınıyoruz öte yandan. Peki içten içe neden kaçıyoruz en çok keyif veren şeylerse? Neden elimizden geldiğince vakit yaratmıyoruz? Böyle düşününce yeterince istemediğimiz kanısına varıyorum ben. Nitekim insan istediğinde her şeyin üstesinden gelmiyor mu? Benim verdiğim ara kocaman olmuş bu defa. Açığın kapanmayacağını görünce sıfırdan başlıyormuş gibi devam etmeye karar verdim :) arada resetlemek iyidir emin olun. Uzak doğu macerasının sona erdiğini geç olsa da buraya not düşmek istedim. Acı tatlı anların orada kaldığını ve sevdiğim bir yerde huzurlu bir yaşamı tercih ettiğimi de... Elbette Asya harika bir deneyimdi ancak Asya kültürüne ayak uydurmaya çalışırken aslımdan uzaklaştığımı görmek hiç hoş olmadı. İnsan nerede kendi gibi hissediyorsa orada olmalı. Yine de Asya hakkında öğrenmek istedikleriniz için her zaman burada olacağım. Tabii sosyal medyanın diğer alanlarındaki anlık aktiflik duygusu buraları tenhalaştırmış olsa da onlar yokken blogger hep vardı ve biz sizinle hep burada buluşuyorduk :) Dolayısıyla o süreçte yanımda olan herkes için buralarda olmaya karar verdim yeniden, bu sefer Türkiye'nin Asya'sından :) Aşık olduğum Kadıköy'den biraz da Moda'dan...
Moda - KADIKÖY
 
Sanırım Moda hakkında yazmak Çin hakkında yazmaktan çok daha duygusal ve içten benim için. Çünkü olmak istediğim yerdeyim. İnsanın en mutlu, huzurlu olduğu yer de olmak istediği yerdir. Dünyanın en güzel yeri de muhakkak ki olmak istediğiniz ve bunu başardığınız da oranın doğru olduğuna emin olduğunuz yerdir. Bu yüzden gezin, görün. Aklınızın kaldığı yerler belki de sizin için uygun değildir, bunu ancak yaşayarak test edebilirsiniz. Tavsiyem şudur ki elinize böyle bir fırsat geçerse değerlendirin ve gerçekte ruhunuz nerede olunca besleniyorsa, doyuyorsa orada olun.
 
Şimdilik sevgiler.
PS: Telefonum servisten döner dönmez daha fazla buralarda olacağım :) 
 
 
Read More

28 Ocak 2016

Etnik kış modası

Yazmayalı yine çok oldu. Uzun aralar bazen iyi gelmiyor da değil. Ama sürekli de özlemek pek nahoş :) Bu uzuun aradan çok değişiklikler oldu onları da anlatacağım en kısa zamanda ama öncesinde üzerinden çok geçmeden kış modasını paylaşmak istedim. 
Uzaktan hepinizin gözüne hoş gelse de benim Asya tarzını sevmediğim bir gerçek. Rengarenk gibi gözüken bu dünya açıkçası bana hiç cazip gelmiyor. 
Karmakarışık ve birbirinden uyumsuz tarzda parçaları üst üste gelişigüzel giymek benim moda anlayışıma hiç hitap etmiyor. Ama etnik desenlere bayılıyorum. 
Kareler, üçgenler renklerle birleştiğinde -hatta siyah beyaz olduğunda bile yeterli- tercih sebebim olabilir. Siz de hala etnik desenli bir parçaya sahip değilseniz fikir olması açısından toparladığım harika desenli hırka - kazakları paylaşıyorum.   

Read More

Gülümsemeye dair şaşırtıcı gerçekler: Hangi gülümseme ne anlama geliyor?


Vücut dili kullanımının en belirgin özelliklerinden olan gülümsemenin farklı çeşitleri, altında farklı anlamlar barındırıyor. Tıpkı hissederek gülümsemenin ve mutlu olmadığımız halde gülümsemenin karşımızdaki kişiler tarafından hissedilebiliyor olması gibi, nasıl güldüğümüzün de karşımızdaki kişiler tarafından algılanış biçimi farklılıklar gösterebiliyor.

Dudakları kapatarak gülümsemek

Dudaklar kapalı şekilde gülümsemek, gülümsemenin en yaygın olarak kullanılan çeşitlerinden biri. Kolay yapılabiliyor olması, gülümsemek istemediğimiz ancak gülümsememiz gereken durumlarda karşı tarafa kibar ve nazik bir tepki vermeyi daha kolay hale getiriyor. Dudaklar kapalı olarak gülümsemek, çoğunlukla samimi algılanmayan bir gülümseme biçimi. Gerçekten hissederek gülümseyen kişilerden dişlerini göstererek gülümsemelerini bekliyoruz. Her ne kadar orta dereceli bir samimiyet belirtisi olarak algılansa da, karşımızdaki kişinin gülümserken dişlerinin beyazlığına güvenmiyor oluşunun ya da dişlerindeki problemleri gizlemek isteyişinin de dudaklarını sıkı şekilde kapatarak gülümsemeyi tercih etmesinin sebebi olduğunu da aklımızın bir köşesinde bulundurmakta fayda var.

Kendini beğenmiş gülümseme

Kendini beğenmiş ve odağın kendisinde olmasını isteyen insanların çoklukla kullandığı bu gülümseme çeşidinde, dudaklar genelde kapalı ve gülümseme sağa ya da sola çekilmiş olarak bulunuyor. Zaman zaman dudakların aralık olduğu ya da üst dudağın biraz daha kalkık tutulduğu durumlarda da gözlenebiliyor. Dudaklarla birlikte kaşlarda da bir tarafı kaldırmak gülümsemeyi tamamlayıcı olarak kullanılabiliyor.

Kendini beğenmiş şekilde gülümseyen insanların bir çoğu bulunduğu ortamda lider konumunda olmak isteyen ve odak noktası olmak isteyen kişiler. Kalabalık bir ortamda iletişim kurduğunuz kişilere bir süreliğine bu şekilde gülümsemeye devam ettiğinizde sizinle konuşurken çok daha dikkatli ve gergin olduklarını hissedebilirsiniz.

Yarım gülümseme

Kendini beğenmiş gülümsemeye oldukça benzeyen bu gülümseme türü, asimetrik bir görüntü yarattığı ve tam olarak ne yaptığınızın anlaşılmaması nedeniyle en karmaşık ve en farklı tepkiler alabileceğiniz gülümseme çeşidi. Kendine güven, utanma, ilgi, kızgınlık, dominantlık gibi birbirinden çok farklı duyguları yansıtabiliyor.

Ağız açık gülümseme

Ağız açık olarak gülümseme, dişlerin tamamının gösterildiği gülümseme çeşidinden farklı olarak, kahkaha atarken çekilmiş bir fotoğraf görüntüsünü andırır. Bu gülümseme de, şaşırtıcı şekilde çoğunlukla yapay ve samimiyetsiz bir imaj yansıtır. Her ne kadar yapay olsa da, bu şekilde gülümseyen kişiler çoğunlukla umursamaz, ben merkezci ve eğlenceli kişiler olarak tanımlanır. Özellikle fotoğraflarda fotojenik görünmenin en kolay yollarından biri, tüm dişleri göstermek ve ağzınızı olabildiğince açmak. Tabii ki öğle yemeğinde dişinizde maydanoz kalmadığından ve dişlerinizin yeterince beyaz olduğundan emin olduktan sonra:)

Bu içerik http://www.uplifers.com/ tarafından hazırlanmıştır. 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More

14 Aralık 2015

Bomonti’de yepyeni bir yaşama çok az kaldı… Bu çok özel yatırım fırsatını kaçırmayın!


155 apart daireli The House Residence ve 51 odalı The House Hotel, 2016 yaz döneminde Bomonti’de kapılarını açmaya hazırlanıyor. 

Yenigün İnşaat yatırımı, The House Collection markası ve FYP’nin dizayn, marka ve konsept planlaması ile Bomonti’de hayat bulan The House Residence’da ince işler hızlı bir şekilde devam ediyor. Özel dizayn tasarımları ile hazırlanan örnek daireler, bugünden The House Residence tasarım anlayışını ve Bomonti’deki yaşamı keşfetmeniz için sizi bekliyor…

Modern yaşam, sanat ve dizayn ile zenginleşen The House Residence’ta yaşam stüdyo, 1+1 ve 2+1 dairelerde çok özel ödeme planları ile yatırım fiyatı 230 Bin Dolar’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Dairelerin yatırım planlama ve uzun/kısa dönem kiralama hizmetlerini ise daha ilk günden FYP sizin için yapıyor… 

Dinamik, sosyalleşmeye açık ve konforlu bir yaşamın kodlarıyla şekillenen The House Residence Bomonti’de, 1+0’dan 2+1 ve penthouse’lara kadar 44 m2 ile 199 m2 arasında değişen, özel tasarıma sahip 155 adet apart daire seçenekleri sunuluyor. Yaşama renk katan detaylar ise projenin lounge, dining room, spor kulübü, club ofisi, kafeleri, peyzaj alanları ve teras gibi alanlarında odaklanmış durumda. Yaşamı ortak alanlara taşıyan The House Residence, servis zenginliğini ve kalitesini aynı binada bulunan 51 odalı The House Hotel’den alacak. 

The House Residence’da dairenin yatırım planlaması daha ilk günden senin adına yapılıyor, detaylar seni yormuyor. Bütün dairelerin kısa, uzun dönem kiralama hizmetleri The House Residence yönetimi ve FYP tarafından, uluslararası zincirlerin işbirliğiyle gerçekleştiriliyor. The House Residence, her detayı özenle planlamaya dayanan modern tasarım anlayışını evinize de taşıyor. Dilerseniz tüm yaşam alanlarınızı sizin seçimlerinizle güzelleştiriyor. Taşınmaya hazır, zevkle döşenmiş, titizlikle hazırlanmış bir otele gelir gibi bavulunuzu alın, gelin ve yaşamaya başlayın.

Bomonti’ye tasarım dokununca

Piramit Mimarlık Turgut Toydemir tarafından projelendirilen The House Residence’ın yaşam konsepti ve iç mimari planlaması FYP Proje Geliştirme’den Tony Phillipson’ın İngiliz Conran  + Partners ile gerçekleştirdiği özel işbirliğiyle hayat buldu. Peyzaj ve cevre düzenlemesinde ise Hyland Edgar Driver imzası var. Geleneksel ve modern endüstriyel alanların yansımaları, modern mimari ve yaşam tarzı kodlarını harmanlayan tasarım New York Soho, Londra Covent Garden ve Paris L’es Halles gibi örneklerle de organik bağa sahip. Ortaya çıkan sonuç ise, ana yaklaşım olarak modern mimari, life style konsept ile geleneksel ve modern endüstriyel tasarımı birleştiren yepyeni bir konsept. 

7/24 hayat, hizmet, mutluluk

The House Residence Bomonti, The House Hotel, The Residence Lounge, The Dining Room, The Cafe, The Club Fitness, The Club Office, The Garden Terrace ve The Services gibi mekan ve hizmetleri aynı binada, aynı çatı altında bir araya getiriyor. The House Residence’da kişiye özel servisler, Bomonti’nin ilk dizayn oteli The House Hotel işletmesi ile sunuluyor. The Services olarak tanımlanan sınırsız hizmetler ile, iki farklı noktada 2 farklı resepsiyon ve özel asistan, housekeeeping, vale, teknik servis, güvenlik ve ev sahibi kullanımına hazır laundry alanı, apart daire sahiplerine ev ortamında da otel konforu sunmayı hedefliyor. 

Evler sakin, ortak alanlar yaşamla dolu

Konut, hotel, sosyal yaşam alanları, spor kulübü ve service ofis alanı ile bir yaşam merkezi olarak hayata geçen The House Residence, eğlence, yaşam, iş ve spor keyfini birlikte sunuyor. 2016 yazında tüm sosyal alanları ile hayata geçecek olan The House Residence sakinleri The Dining Room’da dilerlerse hazırladıkları yemeklerle dilerlerse özel asistanın yardımıyla davetlerini verebilecekler. Sabah 7:00 – gece 24:00 saatleri arasında kişiye özel hizmet veren The Residence Lounge, size özel bir mekan olarak tasarlandı. The Club Fitness sağlıklı bir yaşam sunarken, giriş terasında yer alan The Cafe’ler de ise Nişantaşı, Galata ve Karaköy’ün gözde mekanlarını sizlerle buluşturacak. 

Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More

“Pantene Altın Kelebek Ödülleri”nde Güzeller Geçidi


Yılın merakla beklenen ödülleri ‘Pantene Altın Kelebek’in kırmızı halıdaki yıldızlar geçidinde, ünlü yıldızlar saçlarıyla, şıklıklarıyla ve güzellikleriyle dikkat çekti.

29 Kasım Pazar akşamı Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nde televizyon ve müzik dünyasının en iyilerinin ödüllendirildiği “Pantene Altın Kelebek Ödülleri”nde; birbirinden ünlü isimler ödül töreni öncesinde kırmızı halıda saçlarıyla, güzellikleriyle ve şıklıklarıyla göz kamaştırdı.

Bergüzar Korel ışıltısıyla ve saçlarıyla büyüledi…

Geceye krem rengi şık ve zarif bir tuvaletle katılan Pantene Marka Elçisi Bergüzar Korel, güçlü ve sağlıklı görünen güzel saçlarıyla ışıltısını kırmızı halıya da yansıttı. Bergüzar Korel’in bu özel gece için saçlarını hazırlayan P&G Beauty Saç Stilisti Önder Tiryaki; “Böylesine özel ve görkemli bir gecede Pantene’in Marka Elçisi Bergüzar’ın kıyafet seçimi kadar saçlarının nasıl görüneceği de oldukça önemliydi. Bergüzar’ın saçları oldukça gür ve sağlıklı… Tabii söz konusu böylesine güzel ve sağlıklı görünen Pantene saçı olunca, saçlara şekil vermek de benim için çok keyifliydi. Bergüzar’ın kıyafet seçimine göre saç şekline birlikte karar verdik ve ortaya harika bir sonuç çıktı. Kendisi gibi saçları da ışıldıyor” dedi.

Yıldızları Parladı…

Bu yıl ilk defa belirlenen “Pantene Yıldızı Parlayanlar” kategorisinde; Hande Erçel, Bensu Soral ve Nilay Deniz de güzel ve sağlıklı görünen saçlarıyla ve tarz tuvalet seçimleriyle geceye katıldı. Genç yıldızlar, oyunculuk anlamında böylesine değerli bir ödül almanın da kendileri için büyük bir motivasyon olduğunu söylediler. Hande Erçel ve Bensu Soral toplu kullanmayı tercih ettikleri güçlü saçları ve doğal makyajlarıyla göz kamaştırdı. Ödül gecesi için tercihi beyazdan yana olan Nilay Deniz ise açık bıraktığı güzel ve sağlıklı görünen saçlarıyla dikkat çekti.

Ayrıca Pantene Altın Kelebek özel jürisi tarafından güçlü ve sağlıklı görünen saçlarına göre seçilen 15 şanslı okur, geceye yıldızlar kadar özel hazırlanma ve sevdiği sanatçılara sahnede ödül verme şansını yakaladı. 15 şanslı genç kızı ödül gecesine hazırlayan P&G Beauty Saç Stilisti Önder Tiryaki, “Böyle bir geceye hazır olmak için öncelikle sağlıklı görünen, güçlü ve parlak saçlara sahip olmanız gerekiyor” dedi. Ünlü saç stilisti, her şampuandan sonra Pantene saç bakım kreminin kullanılmasının önemini vurguladı: “Daha sağlıklı görünen, daha parlak ve daha güçlü* saçlar için, şampuandan fazlasına ihtiyacınız var! Bunun için önerim, dünyanın 1 numaralı saç bakım kremi** olan Pantene Pro-V Saç Bakım Kremleri. Etkili Pantene Pro-V formülüne sahip olan ve her saç tipine uygun varyantları bulunan Pantene Saç Bakım Kremleri, her şampuandan sonra kullanıldığında saçların sağlıklı görünen en güzel halini ortaya çıkarmaya yardımcı oluyor.” Tiryaki, Pantene şampuan ve saç bakım kremiyle birlikte, Pantene Saç Bakım Yağ’larının düzenli kullanımını tavsiye ediyor: “Harika bir ürün! Ben uzun zamandır bu işi yapıyorum, böyle bir ürünle ilk defa karşılaştım. Çevremde önerdiğim herkes de bayılıyor. Çünkü normalde kadınlar çoğunlukla saçlarını ağırlaştırdığından şikayet ederek yağları kullanmayı reddediyor; fakat Pantene Saç Bakım Yağları ile böyle bir sorunla karşılaşmak söz konusu bile değil. Ürün saçlarınızın bakımını yapıp saçı şekillendirmeden kaynaklanan yıpranmaya karşı korurken, yağlı bir his bırakmıyor.”
15 şanslı genç kızın kırmızı halıdaki saç stillerini belirleyen Önder Tiryaki “Genç kızlar kırmızı halıda kesinlikle doğal ve abartıdan uzak olmalı, kendilerine yakışanı yapmalılar. Kırmızı halıya en çok yakışan görünüm herkesin yaptığı değil, senin en güzel halindir” dedi.

 *Şekillendirmeden kaynaklanan yıpranmalara karşı güç, şampuan+saç bakım kremi kullanımında
**P&G Hesaplaması, Ağustos’14-Temmuz’15 Nielsen satış bilgisine göre 

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More

06 Aralık 2015

Ambalajlı Süt ve Süt Ürünleri Hakkında Merak ettikleriniz Bu Sitede!


Sağlıklı beslenme yaşamımızın her döneminde hepimizin öncelikli konusu. Endişelerimizi gidermek ve sorularımıza cevap bulabilmek adına hemen bir bilene danışmak istiyoruz ve yaşadığımız çağ gereği ilk başvurduğumuz yer genellikle “internet” oluyor. Ancak, internetteki bilgi karmaşasından neyin doğru neyin yanlış olduğuna bir türlü karar veremiyor ve işin içinden çıkamıyoruz.

Sağlıklı gıda tüketimi dendiğinde akla öncelikli olarak “süt konusu” geliyor. Sütün beslenmemizdeki önemi tartışılamaz bir gerçek. Ancak, sağlıklı ve güvenli süt tüketimi konusunda pek çok doğru bilinen yanlışlar ve iddialar bulunuyor.

Sokak sütü, UHT süt, paketli yoğurtlar… derken liste uzayıp, gidiyor. Tıpkı sorularımız gibi… Lezzeti bir tarafa  ne kadar sağlıklı ürünler tüketiyoruz?

Geçtiğimiz günlerde süt ürünleri hakkında merak ettiğimiz neredeyse tüm soruları yanıtlayan, Ankara Üniversitesi hocalarının katkıları ile hazırlanmış bir siteye rastladık: http://suthakkindahersey.com/

Süt ile ilgili aradığınız tüm soruların cevaplarını bulabileceğiniz gibi Sizde uzmanlara soru sorabiliyorsunuz. İşte o siteden seçtiğim, süt ile ilgili bilmeniz gereken 2 önemli soru.

Daha fazla bilgi almak için siteyi ziyaret göz atmanızı mutlaka öneririm. 

Soru: Evde yapılan yoğurtlar neden daha çabuk ekşiyor?

Cevap: Yoğurdun istenilen kıvam, lezzet ve besleyicilikte olması için mikroorganizmalardan arınmış süt kullanılması, taze maya kullanılması, mayalamanın uygun sıcaklıkta ve sürede yapılması gerekir.

Ev yapımı yoğurtlar bu koşullarda üretilemeyeceği için ve yoğurt yapılan kap kacak ve ortamda bulaşan mikroorganizmalar nedeni ile alkol fermentasyonu yaparak ekşimektedir. Ambalajlı yoğurtlarda ise kullanılan mayanın saf olması dışında üretim ortamlarında hava filtreden geçmekte ve kontrollü ortamda dolum yapılmaktadır.

Soru: UHT işlemi sonucunda probiyotik yani faydalı bakteriler yok olur mu?

Cevap: Sütteki bakteriler probiyotik (bağırsaklar için yararlı) değildir. Bu nedenle  çiğ süt, pastörize veya UHT sütler probiyotik bakateri kaynağı olarak nitelendirilemez.

Süt genel olarak bir probiyotik ürün olarak değerlendirilmez. Her gıdanın yararlı olduğu etki farklıdır. Süt daha çok insan beslenmesinde büyümeyi ve gelişmeyi artırıcı özelliği ile ve başta da bebek ve çocukların beslenmesinde önem arz eden bir gıdadır. Buradaki özelliği iyi bir hayvansal protein ve kalsiyum kaynağı olmasının yanında bağışıklık sistemini güçlendirmesindendir. Bu etkiyi de probiyotik mikroorganizmalardan sağlamaz.

Probiyotik bakteriler yoğurt, peynir, kefir gibi fermente olmuş ürünlerde bulunur. Çiğ sütler, pastörize sütler ve UHT işleminden geçmiş paketli sütler probiyotik özellik taşımazlar. Probiyotik fayda elde etmek için yoğurt, peynir ya da kefir tüketmek gerekir.

 

 

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More

12 Ekim 2015

PUMA IGNITE XT İLE SPOR YAPMAK ARTIK ÇOK DAHA KEYİFLİ!


Ignite XT ile Daha Fazla Hareket Daha Fazla Enerji!

Spor ayakkabıları, spor ve antrenmanların en önemli olmazsa olmazlarından  biri. Onsuz bir spor düşünülemez bile. İyi bir spor ayakkabısı, sağladığı  konfor kadar tasarımıyla da  etkilemeli. Özellikle sporu, hayatlarının bir parçası haline getiren insanlar için doğru spor ayakkabıyı seçmekten daha önemli bir şey yok denilebilir.

Yoğun antrenman temponuza uyum sağlayan, enerjinizi ve hareket kabiliyetinizi en üst seviyeye çıkaran bir ayakkabıyı seçmek, yapacağınız sporun kalitesini de artıracaktır. 

PUMA Ignite ailesinin en yeni üyesi olan Ignite XT, bir antrenman  ayakkabısı olarak tüm beklentilerinizi karşılıyor. Modern ve şık tasarımıyla dikkat çekerken, sağladığı maksimum enerji ile enerjinizi zirveye taşıyor ve sporu daha keyifli hale getiriyor.

Ignite XT yüksek geri sekme ve Ignite Foam yastıklaması ile hareket kabiliyetinizi en yüksek seviyeye çıkararak darbe etkisini azaltıyor ve uzun süreli dayanıklılık sağlıyor. Ignite XT, koşu yaparken verdiğiniz enerjiyi size iade eden köpük teknolojisi ile sizi bitiş çizgisine taşıyarak bir sonraki hedefinize ulaştırıyor.

Ignite XT, bütün ayakkabı boyunca uzanan esneme kanalları sayesinde her yönde hızlı ve dinamik hareketi mümkün kılıyor.  Orta ve yan yüzlerde artırılan topuk kalınlığı yanal hareketleri desteklerken, dış tabanda yer alan sağlam kauçuk kapsüller ağırlık yapmaksızın zeminle tam temas ve tutuş sağlıyor. Dünyanın En Hızlı Adamı  Usain Bolt ve ünlü yıldız Rihanna da antrenman yaparken, uzun süreli performans vadeden PUMA Ignite XT’yi tercih ediyor. Ignite XT, sunduğu renk seçenekleriyle antrenmanlarınızı ateşliyor. 

Yoğun antrenmanları boyunca yüksek enerji isteyen sporcular için özel olarak tasarlanan PUMA Ignite XT, çok yakın zamanda bir ikon haline gelecek gibi gözüküyor.

Siz de en esnek koşu ve antrenman ayakkabısını deneyimlemek isterseniz, Ignite XT’yi tüm PUMA mağazalarında ve www.puma.com/ignite adresinde bulabilirsiniz.

 

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Read More
Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena