09 Aralık 2012

Minik sandalıma...

Uzun yıllar süren kavgalar, bağırışlar bir süre sonra özlenir hale geliyorsa ya o insandan uzaktasınız, özlediniz ya da büyüdünüz demektir. Biz hem büyüdük hem de uzak kaldık birbirimizden. Sabahları onlarca kez 'Hadi kalk' diye seslenmeler, geceleri geç gelince endişelenmeler, hem canını yakmak isteyip bazen kızınca  hem  de kendi canı yanmalar. Ona gelebilecek her zararın, onun  yerine kendine gelmesine razı olmalar. 

İnsan yanındayken bazen zamanın ne kıymetli bir hazine olduğunu anlayamıyor; uzaklaşınca da kavgaları, gürültüleri, beraber gece yarısı filmlerini, annem 'Geç oldu yatın artık' diye odasından çıktığında göz göze gelip uyur numarası yapmaları, birlikte saçmalamaları, hataları kabul etmeleri, nasihat vermeleri, dertleşmeleri bazen çok özlüyor. Biliyor ki ne olursa olsun eskisi gibi olmayacak hiç. Ama biliyor ki elbette eskisinden daha da iyi olacak. 

Bunca zamandır hiç büyümedin. Hep gözünün içine baktık, kıymetlimizdin. Hala da bizim miniğimizsin. Şimdilerde annem doğum sancıları çekerken, tam 22 sene önce küçücük bir çocuk olsam da, seni bana getirdikleri için anneme ve babama minnettardım. Çünkü 5 yaşımın en büyük hayali bir erkek kardeşe sahip olmaktı. Günlerce ağladım 'İstiyorum anne lütfen' diye. Ve sonunda geldin. Altın sarısı saçların, derin deniz mavisi gözlerin vardı. Bembeyazdın kar gibi. Ben yürürken ayağım takılsa sen arkamdan paspası düzeltirdin. Her şey  yerli yerinde olsun isterdin. Büyüdükçe öğrendin ki önemli olan var olmaları, yerleri çok önemli değildi 'ŞEY'lerin. 

Büyüdün, sevmeyi öğrendin. Ama büyüsende hala çocuk gibi sevmeyi. Sevginden ne yapacağını bilemeyecek, şaşıracak kadar sevmeyi öğrendin. Sonra bitmek bilmeyen sızılı aşkları. 

Sonra büyüdün aileni öğrendin. Önemli olduğunu sandığında, aslında gerçek önemini pek göremediğini fark ettin. Bizden birinin canını yakmanın aslında içinde bir yerlerde kendi canını yakmak olduğunu öğrendin. Büyüdün, büyüdün... Ama gözümde hala küçücüktün... Şimdi derin denizin maviliğini terk eden sandal kahvesi gözlerin. Üzerinde yakamozun ışıltıları hiç bitmeyecek. Bizde ömür boyu kürek çekmekten  yorulduğunda sığındığın kıyı olmaya devam edeceğiz. İyi ki geldin eteklerimize, dalgalar iyi ki seni sürükledi. Yoksa ben hala seni özlemle bekleyen küçük kız çocuğu gibi Allah'a yalvarıyor olacaktım. Hiç büyümeyecektim, büyüdüğümü hissedemeyecektim. İyi ki geldin, hırçınlığının altındaki yufka yüreğini getirdin. İyi ki geldin, sabrın en büyük başarı olduğunu öğrettin. İyi ki geldin ve ne kadar zorlu geçse de zamanlar birbirimizden  kopamayacağımızı gösterdin. 

Burada takvimler Aralık ayının 9'u. Ve benim canımdan can var oldu. Kardeş dünyadaki en büyük nimet olsa  gerek. Ne güzel senin gibi kardeşe abla olmak. İyi ki doğdun.


Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena