10 Ocak 2013

Her yerde kar var...



Türkiye son günlerde beyaza büründü. Şangay'da da geçtiğimiz günlerde azıcıkta olsa kar yağmıştı. Çatıların üstleri bembeyazdı uyandığımızda ve herkes fotoğraf çektirme telaşındaydı. Buraya daha önce ne zaman kar yağdı bilmiyorum ama sanırım uzun yıllar olmuş ki herkes bir telaş içinde keyfini çıkarmaya çalışıyordu. Her sene bembeyaz güzelliğin ardından buz patenine dönen yolları olan ve nehirleri bile üzerinde yürünecek kadar buz tutan bir memleketten geldiğimden bu telaşlarını hoş gördüm. Aynı davulun sesinin uzaktan hoş geldiği gibi. Her yıl buzlanan yollar sebebiyle bir sürü kazada vatandaşlarını kaybetseler ve bir mevsimin 3'de 2'sinde hayati tehlike içinde yaşıyor olsalar sanırım gözlere hoş gelen bu bembeyazlıktan bu kadar telaşla hoşlanmazlardı. Telaşlanabilirlerdi elbet ama eminim mutluluk telaşesi olmazdı bu. Gerçi etrafa bir baktığımda bu şehirde her şey çok düzenli. Acaba diyorum kar burada yağmış olsa benim memleketim gibi mi olurdu? Yoksa bu küçük insanlar onunla da mı  başa çıkmayı kolayca bilirdi? Farklı şehirlerinde kar yağışı oluyor elbet ama orada durum nedir bir bilgim olmadığından, atıp tutmak hiç bana göre olmaz açıkçası. Ama tahminim o ki Türkiye'ye benzemezdi burası.

Geçtiğimiz sene evin yokuşu buz tutmuştu ve araç gitmemişti. Kalacak yeri olmayanlar ne yapmıştı? Yürümüştü tabiiki... Araç geçen belli yerlere kadar, bir kaç saat sürse de yürümüştü. Yine de içimin bir yanı beyazlıkta kartopu oynamak istiyor. Ayazdan yanaklarım kızarsın, burnum buz gibi olsun, eldivenlerimden geçip parmaklarıma işleyen kar suyu kıpırdatamaz hale getirsin ve içeri girdiğimde annem 'Sobanın yanında çok durma, ellerin sızlar git soğuk suyla yıka önce' desin. Uzakta olunca çilesi bile hoş geliyor anlayacağınız. Burada sık sık yağmur yağıyor, ara sıra da tayfunlar oluyor. Tayfun olduğunda pencerenin önünü bile göremiyorsunuz. Hatta şehir klima sistemi ile ısındığından küçük balkon gibi bölmelerde duran ve korumasız olan (genelde parmaklıkla korunuyorlar) klimalar bile uçabiliyor. Onun için tayfunlu havalarda başıma klima düşmesin diye dışarı çıkmıyorum :) şaka değil gerçekten. Geçtiğimiz  günlerde yüksek bir binadan birinin üzerine klima düştüğünü öğrenince eşim aramıştı, 'Aman dışarı çıkma' diye. Burada binalar da öyle 3-5 katlı değil. Düşünsenize 50. kattan üzerinize bir klima düştüğünü... Çok talihsizce. 

Aklıma Bursa geldi. BPR'de çalışırken hep beraber kartopu oynardık Pınar, Hilal ve diğerleri. Sıdıkacım sen var mıydın bilmiyorum :) Elifim senle de sizin evin oradaki köprüde bol bol fotoğraflar çekilmiştik bulamadım onları. Şimdi ne zaman kar yağsa genelde Bursa gelir aklıma. En çok Bursa'ya yakıştırırım nedense kar yağışını. Tarihi yapısı bembeyaz kartpostal gibi yapar şehri. Uludağ'a çıkan da zor iner genelde :) Ama Bursa'da kar yağışı keyiflidir bilirim. Edirne'de de kar güzel yağar. Küçük şehir olduğundan öyle yol kapanmaları falan çok etkilemez şehri ve insanları zaten bir çok yere yürüyerek gittiklerinden. Saraçlar Caddesi tam fotoğraflık olur ve genelde herkes oraya gider keyfini çıkarmak için. İşin İstanbul kısmında ise kar yağışının en güzel yanı iş ve okul tatilidir. Bir de hepimizin çok sevdiği muhteşem İstanbul manzaraları. Arşivimden bulamadım, bana ait olmasalar da bu güzel manzaraları paylaşmak istedim. İyi seyirler. Güzel fotoğrafları olanlar varsa elinde bekliyorum ve hepinizle kartopu oynamayı çok özledim :)

Bu arada buraya kar yağdığında hiç fotoğraf çekmek aklıma gelmedi bir daha ki sefere artık :)

İSTANBUL
İSTANBUL
İSTANBUL
İSTANBUL
İSTANBUL
İSTANBUL
Uludağ BURSA :)
Dağ yolu BURSA
Dağ yolu BURSA
Arşivimden- Heykel BURSA

Selimiye Camii EDİRNE
Saraçlar Caddesi EDİRNE
Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena