27 Mayıs 2013

Hoşgeldin Misket / Çin'de kedi almak - bakmak...



Yıllar önce Bursa'da yaşarken Elifim'in bir kedisi vardı, Pembe. Hatta bir çok kedileri vardı da Pembe genelde evde kalandı. Diğerleri gezer gezer geri gelirlerdi akşam saatleri. Pembe de Elif'in odasında akşama kadar oynar miskinlik yapardı. Ben de kedilere dokunamaz uzaktan izlerdim. 
Gel zaman, git zaman Pembe'ye çok alıştım. Pati uzatmaları, sırnaşmaları diğer tüm şebeklikleriyle gönlümü fethetmeyi başarmıştı. Daha sonra bir de Ayvalık macerası yaşamıştık Elif'le, bu sanırım Pembe'ye alışmadan önceydi. Kedi yüzünden keyfimiz kaçmıştı :) Sofrada yemek yerken yanımıza gelen kediyi elif kucağına almıştı ben de bütün gece 'Kedi'nin yemek masasında ne işi var diye' surat asmıştım. Şimdi bizim evimizde minik bir kedi var. Ben Pembe'den sonra kedileri başka sevmeye başladım. Burada da komşumuz Gülten'in bir Paspas'ı var onunla oynadıklarını göre göre  kıskanmaya başladık dedik 'Biz de istiyoruz'. 



Bizim sitenin bahçesinde 20'den fazla kedi var, 
tam da doğurma zamanlarıyken hemen arayışlara başladık. Bir gece dışarıdan dönerken yolumuza bembeyaz bir gözü mavi, bir gözü yeşil minik bir yavru çıktı. Aklıma koydum sabahı zor ettim. Ertesi gün Gülten'le ne kadar çabaladıysak boşa, bir türlü yakalayamadık. 
Biz aradıkça O kaçtı ve uzak bir yerlerden keyifle O'nu arayışımızı izledi. Baktık olacak gibi değil, eve doğru yola koyulduk. Apartmanın önüne gelince ne görelim 3 tane minik şey birbirleriyle oynuyor. Biri ötekine pati atıyor, öteki berikinin üstüne çıkıyor. 
Biri beyaz, biri sarı, biri de gri. 
Bakındık anneleri yok. Zaten sitenin bahçesinde bir kedi çetesi var ki hayatta kalmak mucize. Bildiğin üç beş kedide sokak çetelerindeki adamlarda ki gibi façalar var, iyileşmez yaralar almışlar. Güç savaşı adeta yaşam savaşına dönmüş. Yavruların anneleri olmadığından emin olunca da beyaz olanı aldık eve getirdik. Güzelce yıkadık, pakladık karını doyurduk. 2 haftalıktı sanırım o kadar küçüktü ki arka bacakları titriyordu yürürken. O gece sütle besledik. Ertesi gün veterinerin yolunu tuttuk. Kulaklarına, gözlerine, dışkısına her şeyine baktılar. Kulaklarında birazcık sorun çıktı. İlaç verdiler. İnsan için ve  kendisi için zararlı paraziti var mı kontrol ettiler, yokmuş. Sonra acaba ne kadarlık diye merak ediyorduk. Veteriner dişlerine baktı ve 2 aylık olduğunu söyledi. 

Aslında çok şaşırdık. 2 aylık bir yavruya göre oldukça zayıftı. 
Veteriner mama verdi  hepsini yedi. Meğer verdiğimiz süt hiç bir şeymiş. 
Kendine geldi hayvan hareketlenmeye başladı. Bu kadar detaylı yazmamın sebebi, eğer bir kedi bulup almak isterseniz mutlaka ilk işiniz veterinere götürmek olsun. İyilik yapmak isterken kötülük yapıyor olabilirsiniz.en küçük örneği eğer hala süt veriyor olsak hayvanın gelişimini geciktirebilirdik. Üstelik sağlıklı anne sütü alamadığından zaten yeterince geride kalmış durumdaydı. 

Bulduğu her fırsatta yemek  yiyor :)
Bugün evimizde 4. günü. Koşup oynamaya başladı, o bildiğimiz kedi salaklıklarıyla bizi eğlendirip güldürüyor. Kendi de çok eğleniyor bu arada. 2 gün boyunca ismi olmadığından 'Nerdesin' diye seslendik adının 'Nerdesin' olduğunu sanıyordu ve olduğu yerden sadece 'Nerdesin' diye seslendiğimizde çıkıp geliyordu. Sonra dedik artık isim bulalım. 
Adını ablam ve kızlar koydu. İsmi 'Misket' biz çok sevdik. Sanırım O'da adını çok sevdi ve alıştı ki, saklandığı yerden çıkması için 'Misket' diye seslenmek yetiyor. Ayrıca 1 günde tuvalet eğitimini de tamamladı. Acıktığında mamasını yiyor, suyunu içiyor ve doğru tuvaletinin yolunu tutuyor. 
Sonra tertemiz şekilde minderine yatıp uyuyor, kalkınca da keyifli keyifli oyunlar oynuyor. 
Şangay'da yaşayanlar arasında kedi  almak isteyen varsa yardımcı olabiliriz. Hatta veteriner konusunda da destek verebiliriz. 
Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena