04 Ekim 2013

KÖŞE DÖNMECE; PASİF YATIRIM, AKTİF YATIRIM


Şimdiye dek 3 yazıyı bitirdik. Tanıştık, zenginliği tanımladık bir de güncel durumla ilgili bir tespit yaptık. Öncelikle bir hatayı düzeltmek istiyorum. Ev alma, altın al başlıklı yazımda evinizi 2012 haziran ayında sattığımızı belirtmişim. Bu bilgi 2013 olmalıdır. 2003 haziran ayından başlayarak enflasyon hesabı yapmamızın sebebi ise,  2002-2003 arasındaki bir yıllık süreçten dolayıdır. Umarım kafanız karışmamıştır.
Ev alma, altın al başlıklı yazıda iki kavramdan söz ettim. 


Aktif ve pasif yatırımı kısaca tanımlarsak, aktif yatırım para getiren, pasif yatırım para götüren yatırımdır diyebiliriz. Ancak,  altın pasif bir yatırım olmasına rağmen para getirmişti. Demek ki, her pasif yatırım para götürür demek yanlış olacağı gibi, her aktif yatırımın da para getireceğini söylemek doğru olmuyor. Yaşadığımız dünya, siyah beyaz değil, dolayısıyla hayatımızın her alanında da bu renk cümbüşlerine rastlamak mümkün. Bu durumda,  bir yatırımın aktif mi pasif mi olduğunu siz belirleyeceksiniz.  Nasıl mı? Sadece dört işlem yaparak.  Ancak, kendinizi de kandırmamalısınız. Yoksa canınızı yakacak sonuçlarla karşılaşabilirsiniz.
Aktif yatırımlar, paranızın sizin için eşek gibi çalıştığı ama sizin yattığınız, pasif yatırımlar ise paranızın sürekli deniz kenarında güneşlendiği ancak sizin ise cehennem sıcağıymış , dondurucu kutup soğuğuymuş  dinlemeden hep çalıştığınız ve paranızın hep sahilde güneşlenmesini sağladığınız yatırımdır.


Aktif yatırımlar insana özgürlük kazandırırken, pasif yatırımlar ise elinizi kolunuzu bağlarlar. Nasıl ki, yetiştirdiğiniz evladınız kendi ayakları üzerinde durarak size olan bağımlılığını sadece ebeveyn ilişkisine indirgediğinde, ikinci balayı için özgürleşiyor iseniz, aktif yatırımlarda sizi zaman geçtikçe özgürleştirecek ve bağımlılığınızı en az indirecektir. Eminim hepimiz, kendi ayakları üzerinde duran bir çocuğu , evimize bağımlı olana tercih ederiz.Yani,  özgürleşebileceğimiz aktif yatırımlar isteriz.Ama nedense, bu hep hayallerde kalır ve reklamların, çığırtkanların, kredi kartlarının büyüsüne kapılıp nefsinize hakim olamazsınız. Sanmayın ki ben kanmıyorum. Ben de insanım, dolayısıyla benim de zaaflarım var. 
Ancak belki biraz daha az kanıyorum diyebilirim.
Nesiller boyu hep paranın kötü olduğu, bir an da bulunabileceği ve zenginlerin hep kötü insanlar oldukları anlatıldı Türk filmlerinde ve sonraları da içi bembeyaz saflıkla dolu dini kanallarda. Bir de, çok param olacağına, ahlaklı çocuklarım olsun denilir. Nedense, ahlaklı çocuklara sahip olmak için fakir olunması gerekiyor. Neden, hem ahlaklı çocuklara hem de zenginliğe sahip olmak  istemiyorsun! Çünkü, sen zengin olamazsın, sana piyango vurması lazım ki zengin olasın, sadaka vereceksin ki boyunu aşacak kötü olaylardan verdiğin sadaka primlerine oranla tanrı seni sigortalayacak. Sigorta tamam, piyangoya bağlılık tamam. Geriye sadece hayatının en büyük vurgunu yapmak için beklemek kalıyor. Bu zaten bizim en iyi yaptığımız şey. Tanrının yüzümüze gülmesini beklemek. 
Aslında, tanrı sana rızkını zaten doğarken vermedi mi daha ne bekliyorsun!


Şimdi aylık ya da yıllık gelirimizi bir kenara yazıyoruz. Yeni bir yatırım yaptığımızda, bu yatırımdan dolayı oluşacak aylık ya da yıllık gideri veya geliri yazıyoruz. Yıllık gelirimizden, yatırımın gelir veya giderini çıkardığımızda, gelirimiz artıyorsa AKTİF, azalıyorsa PASİF bir yatırımdır.
Şimdi şu soruyu duyar gibiyim, peki bu yatırım bana tasarruf sağlıyorsa o zaman aktif olmaz mı? Kesinlikle olmaz. Aktif yatırım olması için mutlaka mevcut gelire katkı sağlamak zorundadır. Tüm tasarruflar pasif yatırımlardır ve pasif yatırımlar uzun vadede her zaman gelirden götürür. Aktif yatırımlar, standartlarımızı arttıran yatırımlardır. Pasif yatırımlar ise ya aynı kalmamızı ya da geriye gitmemize sebep olur.
Örneğin;  ev aldınız ve içine oturdunuz. Kiranızdan tasarruf yaptınız ancak gelir olmadığı için sadece mevcut durumunu koruyabileceğiniz bir ortam oluşturdunuz. Uzun vadede eviniz eskiyecek,  olması gereken değerini kaybedecek ( bir önceki yazıda enflasyon hesabı yapmıştık) ve aynı zamanda bakım masrafları da yıllar geçtikçe artacağı için maalesef zamanında yaptığınız bu tasarruf buralara harcanacaktır. Fakat, aldığınız evi kiraya vermiş olsaydınız, her ay belli bir gelir elde edeceğiniz için, şu anki gelirinize katkıda bulunmuş olacaktınız. Yani, yatırımı aktif hale getirmiş olacaktınız.

Yukarıda da anlattığım gibi, dünyada her şey siyah ya da beyaz değil, bu yüzden sıkı bir disiplinle pasif olan yatırımdan elde edilen tasarrufu başka aktiflere çevirmeniz ya da para getiren pasiflere çevirmeniz mümkün.  Mesela, her ay kira vermediğiniz için kiranız kadar bir parayı, gelirinizi arttıracak aktiflere çevirebilirsiniz ya da pasif ama değerli olan altına yönelebilirsiniz. Ancak bunu yapmak için gerçekten çok iyi disipline olmanız gerekiyor. Yaşadığımız tüketim dünyasında tüketmemek gerçekten imkansız. Tüketmediğiniz sürece de bu ekonomik düzenin içinde yer bulamayacağınız için yine uzun vadede kaybedeceksiniz.


Örneğin, eskiden hepimiz kömür sobaları yakardık, sonra fuel-oil, ardından gaz yağı, derken motorin ve şimdi de doğal gaz kullanmaya başladık. Zaman ilerliyor, teknolojiler değişiyor.  Mecburen sizde ayak uydurmak zorundasınız.  Ayak uydurmanın birinci kuralı tüketebilmektir. Üretirseniz, tüketebilirsiniz. Yoksa, zamanında Almanya’dan pahalı son model Mercedes ile gelen aileler gibi, 25 yıl içinde gelişen ve değişen teknolojilere ayak uyduramadıklarından ve Mercedeslerini sürekli son model halde tutamadıkları için çağ dışı kaldılar ve zamanında elde ettikleri standartlarını kaybettiler. Çünkü, çok çalıştılar ve paralarının sahilde güneşlenmesini sağladılar. Bizim nankör banknotlar da yaşlandı. Artık iş görmez hale geldi tabii ki.
Sürekli kendimizi yenilemek zorundayız. Yenilenmek,  maalesef bedava olmuyor. Her şeyi devletten ya da tanrıdan ya da en önemlisi iş vereninizden beklemeyin. Onlar sadece, size vermekle yükümlü olduklarını verebilirler. Patron, çalışmanız karşılığı maaşınızı verir, Tanrı canınızı verir (düşünmek size kalmış), devlet ise maaşınıza ve sağlığınıza oranla destek verir.  Eskir ve yenilenmezseniz, hayat içinde her şey çok daha önce son bulabilir. Önce patronunuz maaş vermeyi keser, ardından devlet desteğini en aza indirir derken tanrı bozulan sağlığınız sebebiyle canınızı alabilir.

Bu yüzden, her zaman gelir yaratmaya çalışın. Mevcut gelirinizi arttıracak yatırımlar bularak aktifleşin. Böylece hayata ve geleceğe daha umutlu bakın. Bir de en önemli noktalardan biri de şudur. Tüketmeye alıştırın kendinizi, daha kalitelisini isteyin,daha pahalısını elde etmek için uğraşın. O zengin,  o alır demeyin, sizde alabilmek için kendinize yollar arayın. Tasarruflar standartlarınızı düşürmekten öte bir yarar sağlamaz. Bir araba mı almak istiyorsunuz,kredisini ödemek uğruna yakıtını koyamadığınız bir araç size nasıl bir zevk verebilir ki.

Kovanıza akan suyu arttırmak için musluğu açabilirsiniz ama bir sonu vardır ya da biriken suyun bir kısmını zor günlere ayırabilirsiniz bu da suyunuz azalacak demektir. En kötüsü, o tek musluk tıkanabilir.

Musluk sayısını arttırın her şey daha kolay olacaktır.
Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena