01 Kasım 2013

Beni bu havalar mahvetti...



Hala yoğun ve üstüne de birazcık hastayım. Aklımda olsa da buralar uğramaya pek vaktim olmuyor. Azıcık üşütmüşüm desem pek azıcık değil. 2 gündür yorgan döşek yatıyorum. Bahar her seferinde yapar bana yapacağını. Hal böyle olunca da ben hemen duygusala bağlarım. Hem hasta hem de çekilmez olabilirim bu halimle. Hastayken hep yalnız hissederim kendimi. 

Kim bilir belki de gerçektir öyle hissetmekten öte. Sonbaharın o renkli hüznüyle beraber pencere kenarından hayatı izlemek güzel, her şey akıp giderken telaşla sizin yastıktan başka gidecek bir yeriniz yoktur. Zira küçükte olsa hastalık hastalıktır. Bazen yaşamının son demlerindeki yaprak gibi savrulası gelir insanın, deniz kenarına belki, belki de ıssız bir kente. Hayat hani bazen çok yorar ya, hastayken anlar insan daha çok. Kendini görme ve dinleme zamanlarıdır aslında hastalıklar. Sürüp giden yaşamda en çok yoğun ama huzurlu hayatlara özenirim. İnsan bir uğraş bulmadıkça kendine kolay yaşlanır ve göçüp gider hayattan. Yeryüzünde bir baltaya sap olamamışlık hissi de öyle böyle bir his değildir. Bu yüzden ya hep bir şeyler üretme telaşları. Şimdi oturmuş pencere kenarında ne zamandır hayatı sınamaya fırsatım olmadığını fark ettim. Yoğunluk, yorgunluk derken akıp giden zaman. Şimdi aklıma birkaç dost düştü. Sıcak çaylar, kahveler yudumladığımız sohbetler ettiğimiz, türküler mırıldanıp sabahladığımız. Kendilerini bilirler ve anlarlar onlara yazdığımı. Kış geldikçe daha çok özlüyor insan sevdiklerini. Ama hep soğuk havalarda aklıma düşmeniz neden derseniz, soğuk günlerde sıcaklığınızı hala hissettiriyor olmanızdan. 

Aslında ben buraya ev yapımı krem peynir tarifini yazmak için gelmiştim :) kısmet değilmiş.
 Orhan Veli gibi beni bu havalar mahvetti desenize :)

Sevgiler...
Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena