16 Kasım 2013

HOSBULDUM


Bir aylık bir aradan sonra tekrar sahalardayım. Türkiye’ye bir aylık iş ve aile ziyaretlerini kapsayan bileşik bir seyahat yaptık. Uzun uzun bayram kutladı bizim millet. Biz de bu arada kutladık kıyısından köşesinden pek fazla dışarı çıkmadan. Çin’e dönmüş olmanın inanılmaz rahatlığı ve özgürlüğü ile yazılarıma devam ediyorum.

Geçen yazımda aktif ve pasif yatırımdan bahsettim. 
Bu yazıda açıkçası neyden bahsedeyim bilemedim. Türkiye’de bu kadar borç altına girmiş okeye dönen insan gördükten sonra bir de bu insanların ‘Her şey çok güzel olacak, ülkemiz çok iyi yönde ilerliyor’ gibi sözlerini duyunca, aklımdan geçeni söylemek yerine, böyle devam ederek çok daha iyi bir yaşam standardına ulaşabileceklerini söyledim. 
Çünkü, böyle insanların düşüncelerini değiştirmek, karınca gibi kendi ağırlığından katlarca ağır bir şeyleri kaldırmaya benziyor. Bu durumda yapılacak en güzel şey, onun böyle devam etmesini sağlayıp, piyasada oluşturduğu iyimser havanın devam etmesini ve onun borca girme zaaflarını devam ettirmesini sağlamaktır. Böylece bu mutlu ortamda  o, ağzı kulaklarında, gözleri kısılmış ve hisleri azalmışken, kolayca cebindeki parayı biz akıllı yatırımcılara yönlendirecektir. 
Unutmamak gerekir ki, sizi dinlemeye hazır olmayana bir şeyler anlatmak,  gereksiz bir enerji sarfiyatı oluyor. Enerjiyi harcayacak çok daha önemli yerler var malumunuz…
Diğer yandan, çıkış yolu arayan ve aklını kullanmayı tercih edenlere ise vahşi kapitalizm uygulamak yerine, akılcı bilgi aktarımları yaparak pastayı daha çok insanla paylaşmak görevimiz olmalıdır. 
Bu paylaşımlar sırasında da çok fazla yeni bilgi aldığımı görüyorum. Finans ile alakası olmayan fakat değişik  yorumlar getiren insanların aslında bana çok daha fazla yeni fikirler verdiklerini keşfettim.
Yazının başından da anlaşılacağı gibi, ‘Borç almanın yeri mi zamanı mı?’ sorusunu yanıtlamaya çalışalım. 
Her ne kadar hükümetimiz, bankalara kısıtlamalar getirerek, parasız insanın cebine para koymak yerine, ödeyebilecek adamın cebine para koymaya yöneltse de  bankalarımız, teminat alacak bir şeyler buldukları sürece, risklerini yöneten okumuş adamlarıyla her türlü seni kandıracak ve hayalini kurduğun evi, arabayı ya da üşümemek için doğal gaz faturanı ödetecek süslü krediler vermeye devam edecekler. 
Sen de, amca oğlunu bile sokmadığın taşınmazını bankanın teminatına verebilecek kadar kanacaksın süslü reklamlara. Hem de çok isteyerek. Bir de bankaya teşekkür edersin sana bu parayı verdiği için. 
Sanki babasının hayrına veriyor krediyi. Teminatını almış olması seni zaten kucağa oturttu anlamına gelir. 
Tek farkı, henüz zıplatmıyor. Borcunu bir ay geciktirsen, ufaktan dürtmelere başlayacaktır.
Boyundan büyük ve tünelin sonundaki ışığı göremediğin borçlara girmemek için 
yapacağın birkaç basit denetlemedir.

1- Gelirim ne kadar?
2- Alacağım borç ne kadar?
3- Uğruna borca girdiğim ürün ya da hizmet bana ekstra ne avantaj sağlıyor?

Bu 3 basit soruyu cevapladıktan sonra, bahsi geçen borca girilir mi girilmez mi anlaşılacaktır. Ne hikmetse yine çok basit bir dört işlem hesabıyla sonuca ulaşabiliyoruz. Bir sonraki yazıya x’ler, y’ler, 
üslü sayılar falan koyayım. Çok basit oluyor bu şekilde…
İlk yapman gereken ise, zaten borç içinde misin, değil misin bunu öğrenmek. 
Aşağıdaki formülden  kesin cevabı alabilirsin.

                   Gelir miktarı – gider miktarı = Pozitif  (Borca girmekten söz edilebilir)
                                                                Negatif (Zaten batmışsın, çıkmanın yollarına bakılacak)
                                                                Sıfır (0)  (Borca girmekten söz edilemez)

İlk iki soru baraj sorularıdır. Cevap pozitif ise belirleyici olan son soruya geçebiliriz. Diğer cevaplardan sonra 3. Soruya da evet derseniz o zaman işte bataklığa yelken açarsınız. Artık batar mısınız çıkar mısınız bilemem.
Uğruna gireceğimiz borç bize ekstra ne getiriyor? İşte bu sorunun cevabı dananın kuyruğunu koparacak türden olur. Çünkü, duygusal düşündüğünüz anda kaybetmeye başlarsınız. Duygularınız her zaman, istediğiniz mal veya hizmeti size çok süslü ve güzel gösterecektir.


Mesela, bu çok istediğiniz mal, bir araba olsun. Araba size getiri sağlıyor mu sağlamıyor mu?
Eğer, bu arabayı çok istiyorsanız ve bir an önce ona binmenin derdine düştüyseniz mantığınız yok olacak ve evet getirisi çok diyeceksiniz ve avantajlı yönlerine bakacaksınız. Ancak, biz finans konusunda yetişmiş insanlar sadece matematiğe güveniriz. Bu yüzden, kullanılan ve kullanıldıkça değerini kaybeden hiçbir şey için borca girmeyiz. Eğer, bu mal veya hizmetten para kazanmıyorsak.
Sonuç olarak, otomobil borca girilerek satın alınacaksa mutlaka kiraya verilmeli ki getiri sağlasın. Aksi taktirde, satın alırken girdiğin kredi borcunun %50 den fazlasını devlete vergi (KDV+ÖTV) olarak peşin ödeyeceksin. Bunun üstüne bir de bankaya faiz ödeyeceksin. Banka, bu kazandığı paradan vereceği vergiyi de senden üstü kapalı alacak. Kullanmaya başlayınca da  %65’in üzerinde vergi içeren yakıtını alırken yine vergi vereceksin. Kaskosu, yıllık vergisi, vizesi ve tüm bunlara yaptığın harcamalarda KDV içerecek. 
Sonuç itibariyle, kendinden başka herkesi zengin edeceksin. Demek ki, verginin de vergisini ödemek istemiyorsan, ekstra borca girmek yerine, bu hayalindeki arabayı alabilmen için, parayı cebinde hazır tutacaksın. ‘O zaman da hiç birimiz araba alamaz’ dediğinizi duyar gibiyim. 
Evet, böyle bir durum varsa tabanvaya devam etmek bir kaç sene sonra o araca sahip olmanı sağlayacaktır.
Borca girmeden önce, defalarca düşünmenizi ve duygusallıktan kendinizi arındırmak için 
çabalamanızı öneririm. 
Unutmayın, bazı zamanlarda elde edememek, sonra daha fazlasını kolayca elde etmenizi sağlayabilir.
Geleni arttırmak, gideni azaltmaktan çok daha kolay ve kalıcıdır. Çünkü, kasanıza giren bir gider hanesi bir daha kolay kolay çıkmaz. Alışırsınız o gideri ödemeye ve kırmızı çizginizi biraz daha ötelersiniz.
Para, sadece bir değişim aracı, değişim aracını elde etmek için başka bir değişim aracı kullanmamak her zaman en doğru yoldur.


Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena