28 Şubat 2014

Bu yazı Ayşegül'ün kahvesine arkadaştır...


Son zamanlarda blogu çok boşladığım doğru. Bunda Şangay'ın berbat havasının da büyük etkisi var. Tamamen Şangay'ı suçlamak belki de kolaya sığınmak olur ama suçun büyük kısmını Şangay'a yıkabileceğime inanıyorum. Zira burada benimle bu anlara tanıklık edenler, yüksek katlardaki pencerelerinden baktıklarında burunlarının dibine dayanan sis görünümlü hava kirliliğinin ne kadar rahatsızlık verdiğini bilirler. Bilirler de Şangay'ın o efsunlu yaşamına sırtını dönüp gidemezler. Bu sefer Şangay'da bir mekan yazısı yazacağımı düşünenler hayal kırıklığına uğrayabilirler. Şimdiden söylüyorum ki beklentisi olanlar yazıyı şuracıkta bırakıp vazgeçebilir :) 

İkinci Cemre düşmüş bahar gelmiş. Oysaki biz Çin yeniyılını - Spring Festival'i kutlayalı çok oldu. Hani bahar bayramıydı, güneş gelirdi, toprak canlanırdı? Dallar yeşillenir, hayat enerjisi çiçekler tomurcuklarını sunardı bize? Çok mu bozduk dengeleri kimbilir. Velhasıl havalar ısınsa da ne tomurcuklar gülümsedi ne de güneş ışıldadı. Ben ki güneşi kendime ruh ikizi seçmişim, nasıl kandırılmış hissediyorum sormayın gitsin. 
Günlerden bir gün yine bunalım takılırken evde kahvenin-çayın arkadaşlığında kalktık bir kaç davete gittik. Neler kaçırırmış insan burnunun dibinde meğer. Sımsıcak insanlarla tanıştık Sevgili Metehan sayesinde. 
Hayat dolu, cıvıl cıvıl. Neden mi buralara kadar yazdım bunu? Sevgili Ayşegül 'Sıcak bir yazı yaz kahveme eşlik etsin' dedi. 'Sizden sıcak yazı mı olur?' dedim ben de... Dünya küçükmüş aslında. Ayşegül ve Gizem'le sohbet ederken 'Neler yapıyorsun?' diye. 'Blog yazıyorum' dedim. 'Doğu İncisi sen misin yoksa?' dedi Ayşegül. Oysaki ne tanıştık ne görüştük bunca zamandır. Bu benim için çok değişik bir duygu oldu. 
Yorum yazılmasa da istatistikler sağolsun ne kadar okunuyorsun söylüyor. Ama bu bambaşka geldi. 

Düşünseniz dünyanın bir ucunda yazı yazıyorsunuz ve sizi okuyan biri ile denk geliyorsunuz. 
Hayat ne kadar değişik. Ha hoş ikimizde aynı şehirdeyiz ama bu şehirde yaşayan her Türk Doğu İncisi okumuyor. Kimbilir belki de başkaları da denk gelir belli mi olur... Demem o ki, ses verdiğinizde kimse size cevap vermese de yalnız sanmayın kendinizi. Hiç tanımadığınız insanlarla arkadaşsınız, sizin yaşantınıza eşlik ediyorlar. Bazen sislerle de çevrili olsa dört bir yanınız güneşi aratmayan ışıltılarla bakan göz bebekleri vardır o sisin içinde. Onları görmezden gelmeyin :) Güneş yoksa biz kendimize güneş oluruz. Sevgiyle. 



Blogger tarafından desteklenmektedir.

© 2011 Doğu incisi, AllRightsReserved.

Designed by ScreenWritersArena